URLA'DA "ŞAFAK" YENİDEN DOĞACAK

Köşe Yazıları

Çocukluğunu özlüyor insan

Çocukluğunu özlüyor insan

Her bayram aynı duygu; yine döndüm çocukluğuma…

Halbuki ne çok isterdim bir an önce büyümeyi…

Şimdi anlıyorum hayat aslında çocukken gerçekmiş…

Çocukluk yılları bayramın en güzel olduğu yıllarmış meğer…

Çocukluğunu özlüyor insan

Annem babam daha melek değil o zamanlar, hayattalar…

Eş, dost, akraba, komşu ziyaretleri…

Günler önce atılan tebrik kartları, kalabalık postaneler…

Kolalı mendiller, doldurulan kolonyalar, el öpmeler…

Boş gönderilmeyen komşu tabakları…

Bayram demek yeni kıyafetler demekti, yeni pabuçlar…

Kırmızı pabuçlar…

Arife gecesi yeni alınan kırmızı pabuçları yastığının kenarına bırakıp onlara bakarak uyumaya çalışmak…

Sabahı edememek…

Erkenden kalkıp giyilen bayramlıklar…

Ailece bayramlaşmalar… Rengarenk sofralar… Şekerler, bozuk paralar…

Ütülü elbiseler, uyumlu çoraplar…

Seyyar salıncaklar… Sokaklarda çatapat, kızkaçıran sesleri…

Çocukluğunu özlemez mi insan…

Çok titiz bir çocuktum. Ailenin üzerine titrediği, evin tek kızı olunca tabi o kırmızı pabuçlar daha bir anlam kazanırdı.

Ayakkabılarımı eskitmemek için Çeşme’nin o taşlı yollarında yürüdüğüm günü asla unutamam… Öyle ki, komşular yolda vals yaptığımı düşünmüşlerdi.

Akşam eve dönünce tatlı bir yorgunluk…

Kıyafetler asılıyor, kırmızı pabuçlar kutuya…

Her yıl böyle geçiyor bayramlar, heyecanlı, neşeli…

Sonra bir gün geliyor; o kırmızı pabuçlar ayaklara sığmıyor…

Çocukluğunu özlüyor insan Dirayetli olmaya çalışıyorsun ama gözlerin nemleniyor…

Bu sefer kırmızıyı dudaklarına, tırnaklarına sürüyorsun…

Ama hiçbiri o kırmızı pabuçların yerini tutmuyor…

Hani küçükken çok isterdin ya; evet, büyüyorsun…

Yıllar geçmiş, yorulmuşsun…

Konuşmalarda “Bayramların eski tadı yok artık…” klişeleri…

Özlemez mi insan çocukluğunu…

Orhan Veli’nin dediği gibi;

Küçüktüm, küçücüktüm,

Oltayı attım denize;

Bir üşüşüverdi balıklar,

Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;

Kuyruğu ebemkuşağı renginde;

Bir salıverdim gökyüzüne;

Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;

Para kazanmak gerekti;

Girdim insanların içine,

İnsanları gördüm.

Ne yârdan geçerim, ne serden;

Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama…

Bırakmıyor son gördüğüm,

Bırakmıyor geçim derdi.

Oymuş, diyorum, zavallı şairin

Görüp göreceği.

Kucak dolusu sevgilerle…

İyi bayramlar…

İzmir Ticaret Odası
Sağlık Grubu Meslek Komitesi Üyesi

Çocukluğunu özlüyor insan yazısı Şafak SOL’un Kaleminden

Şafak SOL

Şafak Sol kimdir? 1967 yılında ailemle birlikte Çeşme’ye yerleşerek edindiğim İzmirli kimliği ve bilinci, 17 yıllık aktif bir CHP üyesi olarak beni şehrimizin biricik ilçesi Urla için belediye başkan aday adayı olarak görev ve sorumluluk almaya yöneltmiştir. Otuz yıldan beri iş hayatımda edindiğim bilgi birikimi ve deneyimi artık Urla’mızda fark yaratmak ve değer katmak için kullanma zamanı geldiğini düşünüyorum. Aynı sürede Özel Sağlık Dermatoloji Polikliniği şirket sahibi olarak İzmir Ticaret Odası üyesi ve iki çocuk sahibiyim. Partimizde Esnaf Komisyon Başkanlığı, Mahalle Temsilciliği, Mahalleler arası Divan Başkanlığı, Kurultay üyeliği görevlerinde bulundum. Ege Kadın Kooperatifleri temsilciği görevinde Türkiye Kadın Kooperatifleri Projesini hayata geçirdim. Ülkemizin 81 ilinin ilçe ve köylerini ziyaret etmek suretiyle, ekonomi, tarım, istihdam, siyaset alanlarında araştırmalar yapıp, zamanımın önemli bir kısmını seçim dönemlerinde partimizin seçim çalışmalarına katkı yaparak geçirdim. Mesleki faaliyetlerim ve partimizin çalışmalarına destek verme dışında, profesyonel dizi yazarlığı, çeşitli ulusal gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Ayrıca, “Şeker Kar” isimli ilk romanım basım aşamasındadır. Yan flüt çalmak, sanat, bilim, teknolojiyle ilgilenmek, seyahat etmek diğer uğraşılarım arasındadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu